Elif Derin: Merhaba, bugün yanımda Türk Hava Yolları Teknik’in mevcut CFO’su Doç. Dr. Zekeriya Demir var. Kendisi akademisyenlik, savunma sanayi ve uluslararası muhasebe alanındaki engin tecrübesiyle bilinen önemli bir isim.
Merhaba Zekeriya Bey.
Zekeriya Demir: Merhabalar.
Elif Derin: Beni kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Birkaç soru hazırladım, izninizle onları soracağım.
Zekeriya Demir: Buyurun.
Elif Derin: Akademisyenlikten savunma sanayine ve havacılığa uzanan çok yönlü bir kariyeriniz var. Akademik geçmişiniz, bir CFO olarak gerçek dünyadaki finansal stratejilere yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi?
Zekeriya Demir: Tabii akademisyenlik daha geniş perspektiften, daha makro açıdan bakmayı gerektiriyor. Ve öğrenme merakını sürekli canlı tutmanız gereken bir alan. Dolayısıyla akademideki öğrenme merakını finans alanındaki, muhasebe alanındaki şeylere uyguladığımızda; işte globalde sektör nereye gidiyor, biz neredeyiz, neyi eksik yapıyoruz, neyi fazla yapıyoruz, bunları takip etmemiz açısından önemli oldu. Ve sürekli de, hem rakiplerimizin finansal stratejilerinde, muhasebe politikalarında yaptığı değişiklikleri takip ederek, şirketimizin de nerede olması gerektiği yönündeki politikalarımızda, uygulamalarımızda bunları uygulamaya çalışıyoruz.
Elif Derin: Peki. Binlerce çalışanı ve operasyonel parçası olan böylesine devasa bir yapıda, şirketin sağlık durumunu her sabah kontrol etmek için baktığınız en kritik 2-3 finansal gösterge neler?
Zekeriya Demir: Burada tabii ilk baktığımız döviz kurları. Yani bizde ne şekilde dolar/euro paritesi, faiz oranları ve aylık olarak tabii ki enflasyon göstergesi bizim için çok önemli. MRO sektörü, her ne kadar çok teknik bir şey olarak görülse de, sonuçta uçak bakımı yapıyoruz, bütün buna rağmen çok emek yoğun bir sektör. Dolayısıyla biz yaklaşık 11.500 doğrudan, 4.000’e yakın da dolaylı olmak üzere 15-16.000 kişiyle çalışıyoruz. Bu nedenle buradaki maliyetleri kontrol etmek açısından, bu enflasyon göstergeleri hem personel maliyetimizi hem de işçilik maliyetlerimizi etkilediği için döviz kuru, enflasyon ve faiz oranlarını yakından takip ediyoruz.
Elif Derin: Teşekkürler. Turkish Technic teknoloji ve altyapıya büyük yatırımlar yapıyor. Finans departmanınız bu tür pahalı ve uzun vadeli yatırımların gerekliliği ile şirketin kısa vadeli karlılık hedeflerini nasıl dengeliyor?
Zekeriya Demir: Şimdi şöyle, tabii biz burada çok büyük bir stok yönetiyoruz. Böyle bir stok yönetimini yapmanız için arkada çok iyi bir finansal raporlamaya imkan veren bir yazılıma ihtiyacınız var. Biz SAP’yi kullanıyoruz finansal ve muhasebe süreçlerimizde. Uçak bakım kayıtlarımızı ve envanter yönetimini Trax adlı bir MRO yazılımıyla yapıyoruz. Bunları yapmadan bu devasa envanteri yönetmeniz ve operasyonel sürekliliği sağlamanız mümkün değil. Dolayısıyla havacılık sektöründe olduğu gibi birçok sektörde de şirketlerin ciddi anlamda bu ERP yatırımlarına yatırım yapmaları ve ciddi raporlar üretmeleri gerekiyor. Aksi takdirde nerede olduğunuzu ve nereye gittiğinizi tespit etmeniz, raporlamanız veya önceden bazı riskleri tespit etmeniz mümkün olmaz. Dolayısıyla bilgi teknolojileri ve iş ihtiyaçlarını dengelir bir şekilde bir arada götürmeniz gerekiyor. Bunlara yapılan yatırımı bir maliyet ya da gider unsuru olarak değil, işin sürekliliğini sağlayacak ve olması gereken bir şey olarak dikkate almak gerekiyor.
Elif Derin: Teşekkürler. Sürdürülebilirlik ve yeşil havacılık odaklı küresel dönüşüm büyüyor. Finans departmanınız daha çevre dostu bakım operasyonlarına geçişin maliyetlerine ve uzun vadeli etkilerine nasıl hazırlanıyor?
Zekeriya Demir: Şimdi şöyle, tabii globalde yeşil yatırımlar diye tabir ettiğimiz sürdürülebilirlikle ilişkili yatırımlar için piyasalarda daha uygun kredi bulma imkanlarınız var. Biz de hem ana ortaklık Türk Hava Yolları hem de Türk Hava Yolları Teknik olarak sürdürülebilirlik raporlaması yapıyoruz. Bu uygulamaları sadece sürdürülebilirlik satndartlarına uymak için değil çevreye ve insanlara karşı olan sorumluluğumuz kapsamında dikkate alıyoruz. Özellikle yeni yatırımlarımızda, kurmuş olduğumuz sistemlerle; suyun geri dönüşümü, yağmur suyundan su elde etme, uçaklardan çıkan yakıtların ve yağların tekrar geri dönüşümü konusunda iş sağlığı güvenliği ve çevre müdürlüğümüz tarafından çok ciddi çalışmalar yapılıyor.
Elif Derin: Tamam, şimdi Turkish Technic’in stratejisi ve büyümesiyle ilgili bir iki sorum olacak. 2027’de İstanbul Havalimanı’nda faaliyete geçecek olan Rolls-Royce uçak motoru tesisi gibi devasa bir ortak girişiminiz var. Bu çok büyük bir proje ve ülkemize katkıları konusunda neler söylersiniz?
Zekeriya Demir: Tabii ki bu çok önemli. Türkiye’de şu anda sadece dar gövde motor bakımı yapan bir şirket var. Orada da Pratt & Whitney ile ortaklığımız var. Geniş gövde motor bakımı yapan bir yatırım yok. Bu yatırım ile ülkemize geniş gövde motor bakım kabiliyeti kazandırılacak ve Türk Hava Yolları’nın operasyonel verimliliğine de önemli bir katkı sağlanmış olacaktır. Böylece Türkiye’de hem dar gövde hem de geniş gövde uçak motor bakımlarında ciddi bir tecrübe birikimi ve yetişmiş insan gücüne katkı sunulmuş olacaktır. Ekonomik açıdanda geniş gövde uçak motorlarının bakımları yurtdışında yapıldığından bu bakımların yurtiçinde yapılmaya başlanması ile Türkiye’nin hizmet ihracat gelirleri artacak ve dış ticaret dengesi açısından çok önemli katkıları olacaktır. Ayrıca ülkemizin nitelikli insan gücü istihdamı açısından da bu yatırımın önemi oldukça büyük olacaktır. Bu anlamda biz bu yatırımı çok önemsiyoruz ve bütün ekip olarak yatırımın hem ülkeye hem sektöre ciddi katkı getireceğine hep birlikte inanıyoruz ve hızlı bir şekilde de yatırımlara devam ediyoruz.
Elif Derin: Peki, bir sonraki soruma geçiyorum. Sadece Türk Hava Yolları’na değil, dünyanın dört bir yanındaki hava yollarına hizmet veriyorsunuz. Avrupa ve Asya’daki diğer dev rakiplere karşı fiyatlandırma ve hizmetlerinizde nasıl rekabetçi kalıyorsunuz?
Zekeriya Demir: Şimdi, Türkiye’de tabii çok ciddi bir mühendislik ve teknisyen kabiliyeti var. Genç bir nüfusa sahip ve Türkiye’deki havacılıkla ilgili bölümlerden önemli miktarda mezun veriyor Türkiye her yıl. Yakın bir zamana kadar evet Türkiye fiyatlama konusunda ciddi avantajlara sahipti. Fakat pandemi sonrası değişen küresel dengede maalesef Türkiye yavaş yavaş bu iş gücü maliyetlerindeki avantajını kaybetmeye başladı. Şimdi durum böyle olunca, biz de iş yapış modellerimizi değiştirerek daha verimli, daha efektif ve dinamik planlama yaparak, bu artan iş gücü maliyetini efektif ve verimlilikle telafi etmeye çalışıyoruz. Ve bugün sizin de söylediğiniz gibi dünyanın dört bir tarafından farklı hava yollarına hem uçak bakım hizmeti hem de komponent hizmeti verir durumdayız. Tabii işçilikteki avantajların kaybedilmesinde son yıllarda enflasyondaki artış ve uygulanan kur politikasının da etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu olumsuzlukları telafi etmek için farklı fiyatlama politikaları üzerinde çalışıyoruz ve müşterilerimize yeni alternatifler sunuyoruz.
Elif Derin: Peki, son olarak sizden bir kariyer tavsiyesi almak istiyorum. İş dünyası ve finans ile ilgilenen bir 11. sınıf öğrencisi olarak, temel matematik ve muhasebenin de ötesinde, sizce havacılık sektöründe geleceğin finans liderleri için en değerli beceriler nelerdir? Tavsiyelerinizi alabilir miyim lütfen?
Zekeriya Demir: Evet finans denilince, havacılık bu işin bana göre zirve noktası. 2025 yılında baktığınızda sektör ortalaması bir yolcudan kazanılan para 10 dolar. Ve bugün bir yolcu uçağı almaya kalktığınızda yaklaşık yüzmilyon ile ikiyüz milyon dolar arasında bir parayı bağlamanız gerekiyor ve sonrasında bu parayı 10 dolar 10 dolar geri kazanacaksınız. Bunun için çok iyi bir insan kaynağı, fiyatlama, satış, tedarik zinciri, lojistik yönetimi ve operasyonel kabiliyete sahip olunması gerekir. Bir de son dönemde iş dünyasında bilginin yanında aranan şeylerden biri de dayanıklılık. Yani bu strese, bu sürece ne kadar dayanıklı olduğunuz çok önemli hale geliyor. Çünkü havacılık dediğim gibi çok yoğun bir sektör ve dinamikleri çok hızlı değişen ve bunun için de çeviklik ve direnç, dayanıklılık çok önemli bir hale geliyor. Burada da, işte bana göre bütün iş hayatının en önemli şeylerinden biri de merak. Yani biz bir işi yapıyoruz ama başkaları nasıl yapıyor, rakipleri çok iyi analiz etmek, onların iyi uygulama örneklerini almak. Hani bizde bir tabir var ‘Ben bilirim bir iki, el bilir bin iki’ diye. Buradan hareketle, başarılı olmak için başkalarının tecrübesini, iş yapış biçimlerini, rakiplerin davranışlarını, finansallarını, açıkladıkları yeni programları yakından takip edip ona göre de iş modelinizi, iş yapış biçiminizi değiştirerek takip etmek zorundasınız… Ama bütün bunları yapmak için de merak duygusunu, içinizdeki o sürekli sorular soran şeyi öldürmemeniz gerektiğini düşünüyorum. Ve bu sizi her zaman dinç, bulunduğunuz alanda önde ve aranılan bir kişi haline getirecektir diye düşünüyorum.
Elif Derin: Peki çok teşekkür ederim. Benim sorularım bu kadardı. Bana vakit ayırdığınız için tekrar teşekkürler.
Zekeriya Demir: Ben teşekkür ederim.
Elif Derin: Ekleyeceğiniz bir şey yoksa röportajı sonlandırıyorum.
Zekeriya Demir: Teşekkür ederim, bu kadar genç yaşta böyle bir merak duygusunu geliştirmeniz, benimle bu konuda sohbet etmeniz çok keyif vericiydi, ben teşekkür ediyorum.
Elif Derin: Teşekkürler.
